Details

Hemen anlatayım üşenmeyip girip hemen çıkan sayacımız var.
İnanlarımız inanmayanlarımız var.
Tepkileriniz var;
Uydurmasyon : Yok artık daha neler.
Sallamasyon : Sıkılamışsın kızım sen bunu.
Sansasyon : Gerçek olsaydı olay olurdu.
Kimyon : Baharat tadında.
Tepki göstermeyi unutmayın!
Sorularınız varsa da buradan alabilirim ----> http://www.formspring.me/dogalsecilim


31 Mart 2013 Pazar

Var mısın beyin fırtınasına?

Padişah mahkumların olduğu hapishanede gezerken herkese "Senin suçun ne?" diye sorar, herkes "Ben suçsuzum, ben hiçbir şey yapmadım padişahım, nolur beni çıkarın." diye yalvarır. Adamın birine gelirler adam başlar saymaya "Ben 5 kadına tecavüz ettim, yok 14 adamı bıçaklayarak öldürdüm 7 ev yaktım...." tüm suçlarını sayar, adamı çok dürüst bulan padişah adamın cezasının yarıya indirilmesini ister, ama bir bakarlar ki cezası müebbettir. Cezayı yarıya indirmezlerse kafalarının kesileceğini bildikleri için çözüm üretmeye başlarlar;
Ortalama bir insan ömrü 70 yıl olsa adam zaten 45 yaşında kalmış 25 sene 12.5 yıl yatsın gerisini dışarıda yaşasın diyen olmuş. Ama o adamın cezasının yarıya indirilmesi gerek sonuçta kim garantileyebilir ki adam 70'inde ölecek diye, aralarından biri ben 70'ine gelince adamı öldürürüm demiş ama ya adam 70 yaşına kadar yaşamazsa demişler. Sıçık durumdalarmış yani, sonra biri demiş ki;
"E adam bir gün içeride yatsın bir gün dışarıda gezsin ."
Aynen öyle yapmışlar peki şimdi size yeni bir soru öbür tarafta cehenneme gittiniz diyelim ve cezanızın yarıya indirileceği söylendi bir gün cennette bir gün cehennemde geçirecekmişsiniz, kabul eder miydiniz?
Tabii ki de kabul ederdiniz her gün cehennemde kalmaktansa iyidir, ama matematikçi biri cezanın yarıya inmediğini cehennemde geçirdiği sürenin hala sonsuz olduğunu (sonsuz/2 = sonsuz) iddia ederek ve hatta kanıtlayarak ya Allah'a şirk koşmadan full cehennemde kalacak ya da bilmiyorum belki Allah katında bu sorunun da cevabı verilecektir. 
Diğer bi güzel sorumuz ise Hilbert'in sonsuz odalı oteli
Hilbert'in sonsuz odalı bir oteli vardır, ve içinde sonsuz tane müşterisi vardır yani otel tamamen doludur, bir müşteri daha geldiğinde ibert (trakyalı oldum amk) napar?
Siz olsanız napardınız dedim twitterda ve şu mentionlara takla attım
@cnmslmamk : götüme sokarım.
@nutabella : önce tipine bak sonra başka yerlere bak sonra tekrar tipine bak yolla benim odaya.
Ama doğru cevap tabii ki bunlar kadar eğlenceli olmayacaktır
Oteldeki herkesi bir oda yana kaydırır yani 1'deki 2'ye 4'deki 5'e 2398475'deki 2398476'ya geçecektir ve ilk oda boşalacaktır ve otele bir kişi daha alabilecektir, aslında oteline sonlu sayıda gelen misafirleri kolaylıkla alabilecektir mesela 1000 kişi gelsin o zaman 1 numaradaki adamı 1001'e yollar ilk 1000 oda açılır.
Peki sonsuz sayıda daha müşteri gelse HAYIR mı desin ADAM KÂR PEŞİNDE
Herkesi iki katına yollar yani 4'teki 8'e 8'deki 16'ya bla bla bla. Çift sayılar sonsuz olduğuna göre oteldeki ilk sonsuzu o odalara doldurup tek sayılara ise yeni gelen sonsuz müşteriyi sığdırabilecektir.
Bu görsel anlatımı da ekleyeyim http://youtu.be/faQBrAQ87l4
Peki ya sonsuz sayıda sonsuz müşteri gelse napardı?
Bu üsttekileri sindirin de bunun cevabını yorumla sorun ordan cevaplayayım hem düşünürsünüz üzerine biraz.




31 Ekim 2012 Çarşamba

Hoşgeldin, TOPRAK AMCA

2 sene önce bu aralar dedem faaliyette olmalı ki babannemden 15 aylık bi amcam var şu an. Babannem derken babamın annesi babam annemle evlenmeden önce vefat etmiş, Allah sevdiklerini erken yanına alır derler. Tamam hamile kalan dedemin ikinci eşi ama bu bayram ilk oğulları olan Yılmaz amcam (27) (oha şüpheli şahıs gibi oldu neyse) evlendi hatta düğününe gittik. Biz gidip TOPRAK AMCAMI görene kadar şaka falan diye düşünüyorduk. Bu bayram siz ne vahşetler gördünüz bilmem ama ben babannemin amcamı emzirişini gördüm. Düğün telaşesiyle pek anlatamadı ama meğer hamilelik testi yapmış pozitif çıkmış ve doktora gitmiş. Doktorlar rahim kanseri olduğunu, testin o yüzden yanlış olabileceğini söylemişler. Dedemler bize o yüzden hiçbir şey dememişler. Evet kanser varmış ama orada fidelenen bir Toprak amca da varmış (amk sanki masal anlatıyorum, ama masal gibi gerçek ya) Hatta doğum bilmem kaç saat sürmüş, videoya almışlar, mucizevi bebek ilan etmişler amcamı. Bizi aniden arayıp bebek olduğunu söyleyince biz tabii ki de inanmadık ama yani dokuz aydır hamileyim lafı bile yok aniden bi çoçuk peydahlanmış falan. Hayır ilk yazılardan beri okuyorsanız biliyorsunuz nerde bi imkansızlık orda bizden bi aile ferdi.
Fotoğraf iki kardeşin ve sağdaki babam, gerçekten şaka gibi.... Adam tam bi amca değil mi babamın omzuna elini atmış falan. Nys snrm bn kfyı ydm...

27 Eylül 2012 Perşembe

Neydin ne oldun be twitter

     Jay Leno ve Conan o'brien izlerken twitter diye bir sitenin açıldığını ve sevdiğim (dibimin düştüğü) artistlerin orada hayatlarına dair şeyler paylaştığını öğrendim DURUR MUYUM hemen açtım bi hesap ve komedyenlerinden tut yakışıklı yabancı taş adamlara kadar bir sürü kişi takip ediyorum (40)
    Türk kullanıcıların orada olduğuna dair hiçbir fikrim yok, okulda arkadaşlarım eklediler onlarla da takipleştik ama tüm muhabbet dersler ve sınavlar. Sürüsüyle mention ve hepi topu 20 arkadaşım olsun yani o kadar takipçim var, ve bir gün beni "NEED A RT" takip etti belki biliyorsunuzdur fotoğrafında twitter kuşu var. Benim aklımdan geçen düşünceler abartısız şöyle;
"Aaa benim rt'ye mi ihtiyacım varmış, e iyi bakalım."
     Hani uykuya ihtiyacı olan şu oyuncağımız vardı ya neydi adı? Küçük bişi, besliyorduk falan
SANIRIM BEN BÜYÜYEMEMİŞİM VE TWİTTER'I ÖYLE SANIYORUM neyse tabi ben geri dönmeyince unfollow etmiş beni ben diyorum ki;
"Oooo iyi iyi, ihtiyacım gitmiş demek ki."
Ben anasayfadan başka hiçbir yere tıklamadan (dm ve connect) yıllarımı geçirmiş olabilirim. Ve bir gün "BUNUDARTLEMELİ" takipledi ve ben "Neyiiiiiii?" dedim, takip edip Türk kullanıcıların yaratıcı tweetler attığını gördüm.
      Liseden bir arkadaşım var "SAYDAMTABAKA" onun "Rtleyip de takip etmeyen insanlar da gösterip elletmeyenler gibi" tweeti üzerine "Ohaaa birinin rtlediğini nereden biliyoruz ki" dedim, ilk defa connecte girişimdi.
     İlk mentionımı "PARANTEZİÇLERİ"ne atmıştım bir tweeti vardı 0 noktasından düşmekle ilgili ve ben de mention atmıştım 0 noktasından düşülmez ki diye bana mention dönmeden tweeti düzeltmişti "Haaa dedim demek ki insanlar mention atmıyorlar." ona olan ikinci mentionımda da nette değilmiş sonra yazmış ve ben görmeyince silmiş ben bunu aylar sonra mailime girdiğimde öğrenmiştim.
     Benim için rt'nin hiçbir mantığı yoktu, zaten takipçilerim sınıftakilerdi ve tweet okumuyorlardı ben bir sonraki gün derste yine bıdı bıdı şunu yazmış diye söylüyordum =) mention çok kıymetliydi sevdiklerime mention atardım, güzel olup da o kadar da aklımda tutamayacaklarımı rtliyordum sayfada dursun da hatırlayayım diye. Ve bir gün "UZAKTANKUMANYA" "Mention atmak her zaman ben burdayım demek değildir." diye bir tweet attı ve ben "Oha mention ben buradayım diye kendi gösterme anlamına mı geliyor?" dedim ve bir daha çooooook gerekli olmadığı sürece ilk mentionı atmadım, hele takip etmediklerime GENELLİKLE atmam. Ama ben bana mention atan takipçilerimi hiç de o gözle görmüyorum çünkü genelde içten ve çok mantıklı mentionlar geliyor. Hatta hep metionlaştıklarım var, onlar uzun zaman yazmayınca meraklanıyorum.
     Yani demem o ki "Yine Feyzioğlu yine sıçtın mavileri" tweetinden buralara baya yol katetmişim ama benim attığım bu ilk tweet bile rt almış, takipçinin isteğine göre tweet atma doğuştan yetenek bende sanırım.
 
 


25 Temmuz 2012 Çarşamba

Kertiğim...

Ultrasonda hareket çekerek erkek görünmüşlüğümü hatırlatarak başlıyorum, otobüste doğduğumda babam halamları aramış ve "Biz valizleri unuttuk, hanım yolda doğum yaptı, siz valizleri karşılayın sonra biz oğlumuzu alır geliriz." demiş. Ta ki halamlara varınca benim kız olduğumu gören kuzen "Alın götürün çöpe atın bunu." falan demiş, bizimkiler dinlemeyip eve getirince ağzıma tükürmüş ki ona benzeyeyim erkek gibi kız olayım. Ağzıma tükürmesi veya ultrasonda hareket çekmem ikisinden biri benim "normal kız" kategorisine girmemi engelliyor ama bu anormal olmamdan da olabilir. Neyse benim kuzen bunla da yetinmemiş kulağıma adım üflenirken tutturmuş ben üflicem de ben üflicem, mahşerde adı söylenip gitmeyen biri olursa SELEKŞIIIIIIN diye bağırıverin rezil olmayayım Allah'a ben şoktan unuturum bu olayı. Düşündüm de milyarlarca insanın içinde Fahrunisa, Bedriye hatta ve hatta Cevdat veya Abdülrezzak olarak çağırılabilirim, ben olmuşum rezil kepaze...
Olaylar bunla da kalmamış benim çılgın kuzenler beni komşunun oğluyla kertmeye karar vermişler. Böylelikle benim İbrahim adında bi beşik kertmem olmuuuuuş, babası gelinim falan diye seviyormuş ciddi manyaklık laaaan ama ben iki yaşındayken falan öpüşürkenki fotoğrafımız var baya bildiğin kertilmiş ve birbirimizi kabullenmişiz sanırım zamanında, eğer beni sinirlendirmelerine dayanamayıp yırtmadıysam fotoğrafı eklerim bir ara bu yazıya.
Geçen gün Beşik kertmemi arıyorum da tweetini atarken ciddiydim eğer 33'üme kadar evlenmemiş olursam ve ille de çocuğum olsun diye tutturursam bu favlayanlardan kendime bi kertik seçicem. Ama varsayalım ki ben o zamandan önce damat adayı buldum ve kertiğimi bulamadım üstüne üstlük o beni buldu hem de düğün günü. Olmaz mı (soru sorar gibi bir bakış) baş kahraman selekşınsa her şey mümkün (göz kırpma)
   Olası olay durumu 1
Kına gecesinde şıkır şıkır oynarız, düğün yemeğini yeriz, kuşağı bağlar gelin olarak evden bi çıkarım akşam nikah kıyımı olacaktır. Adidas ayakkabının altına isim yazayım da ölene kadar evde kalın değil mi diye isyan etmeme rağmen nası o isimleri yazdım hep orada kalacaklar diye düşünürken nikah memuru bir itirazı olan varsa ya şimdi konuşsun ya da sonsuza kadar susjkdhjkds yok bu böyle değildi ya neyse buna benzer bir şey der. Kapıdan benim beşik kertmesi o seksi sesiyle "VAR!" der, herkes bakışlarını bizim üstümüzden alır ve ona doğru bakarlar. Genç kızlar şöyle bi süzer falan, sonra bana bakarak "O benim beşik kertmem." der bende ona baktığım ve bakışları beni etkilediği için gülemem ama bizimkiler yerlere yatar. Nikah memuru doğru mu der ve ben damat adayına bakarak evet derim. Bi kertiğime bakarım bi damat adayına kararsız kalırım, iki seçenek arasında kalıp hep yanlışı seçen ben yanlış adama doğru zamanda "Helalimsin!" diyerek bir ömrü çürütürüm...
   Olabiliteli olay 2
Kına gecesinde elimi açmak için altın getirdiklerinde yeterli bulmam gece gece bakkal açtırıp hobby, haribo falan gibi beni küçük şeylerle mutlu etmeye çalışırlar. Düğün yemeğini löpür löpür götüremem gelinliğe sığamayacaım diye içimde kalır :( Gelin çıkarma da "Aynalı körük olmazsa ben gelin gitmem, tut kemani olmazsa aynalı körüğe de binmem" derim ve milleti fellik fellik arattırırım. Düğünde itiraza esmer, uzun boylu, adonisli, seksi sesli, üç numara saç, takım elbisesiyle dibimi düşürecek bir kertik de gelse ayrılmam ben o adamdan, yine de o kadar emin olmayalım... yok yok o kadar piç değilimdir yaaa... acaba???
   Olasılıklı vaka 3
Manyağın tekini bulmuşumdur evlenecek, ve nikahı helikopterde kıymaya ikna etmişimdir. Aşağıya da kurmuşuzdur artık bi sistem sesimizi duyuracak, neyse nikah memuru var mı itirazı olan dediğinde patlar yanımızda bir havai fişek "EVET" Tabi biz nikahı kıyıp paraşütle atlamayı planladığımızdan düğün kumsaldadır, damatla aynı anda aşağıya bakarız, sahilde bir yazı "Ben kertiğin, buldum seni" ahanda o zaman apışıp kalırım, yanımda tam benim kafada bir damat ve aşağıda yine ben gibi deli bi kertik. Hayır en bomba düğün dalında guiness rekorlar kitabına girmeye aday olduk zaten ben ne yaparsam yapayım. Artık yazı tura mı atarım yoksa rus ruleti mi oynatırım bilinmez.

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Otobüste doğduğumu bilmeyenlere



Evet bu yazıyı bir otobüsten tam da doğum dakikalarıma yaklaşırken yazmam da size olmasa da bana heyecan verici olacak sanırım. Benim otobüste doğduğumu bilmeyenler çoğunluktaymış ve ilk yazı da teee en başlarda kaldığı için bulup getirmesi zor (üşengeçlik başa bela) neyse doğum dakikalarım geçmeden yazıyı bitirmek istiyorum bu da 5.30 civarı oluyor o yüzden çat diye giricem şimdi bak, hazır mısın?
Annem babamın görevi (sınıf öğretmenliği) nedeniyle Bitlis'tedir ve orada doğum yapmak istemez (neden aramaya gerek yok sanırım ama) Ankara'da halamların yanında doğum yapacaktır ve teröristler o sene saldırı yapacağını açıkladığından öğretmenlere KESİNLİKLE uçakla gitmelerini söylemişlerdir. Annemle babamın arasında geçen 1 haftalık tartışmanın kritik yerleri şöyle;
Babam: E oğlumla karımı yalnız mı bırakayım? (annem yükseklikten korkmaktadır ve ben ultrasonda büyük ihtimalle doktora hareket çektiğimden erkek beklenmekteyim)
Annem: E teröristler durdurursa bizi hep yalnız bırakmış olucaksın...
Bu cümleden sonra ne demiş babam bilmiyorum ama otobüsle gidiceklerini hepimiz biliyoruz, iyi ki uçakla gitmemişler uçakta doğsam garanti inanmazdınız artık bana.
Annem sürekli otobüsü durdurtturuyor babama ve tuvalete gidiyor, mide bulantısı sancılar yanında cabası...
meğer suyu gelmiş hiç haberi yok (bu arada öyle su ile beraber tuvalette doğanlar varmış jaskhdksj duydum halime şükrettim) 7 saat annemle uğraşan babam 5 gibi uykuya dalmış annem "aaaa-artık rahatsız etmicem insanları ne olucaksa olsun." demiş ve ben olmuşum. Hızlıca yazıp bitireyim diye değil cidden çötöng diye olmuşum, bildiğin çekmiş ve gelmişim yani (kadındaki de ne cesaret dediğinizi duyuyor ve bir arttırıyorum, gerçi cahil cesareti derler böylelerine) Sonra usulca babamı uyandırmış ve "Bekir sanırım ben düşük yaptım ne yapıcaz biz bu çocuğu?" demiş. E anneme doğumun öyle Türk filmlerindeki gibi kolay olmayacağını, çığırış bağırış geçeceğini söylediklerinden ve bebekler doğunca direk nefes almadığından kadın haklı beyler bu bir düşük olmalı. Babam bi rüyada mıyım acaba diye kendini kontrol etmiş, bakmış ANNEM VE BEN gerçekten oradayız bana usulca nefes üflemiş ve benden çıkan belli belirsiz bi "iiiyyk" sesi annemin "E yaşıyo buuu?" tepkisine yetmiş de artmış bile. Doğum yaptığını anlayan annemin tarihe geçmesi gereken cümlesi şöyledir; "Türkan Şoray halt etmiş ben otobüste HİÇ kimseyi uyandırmadan doğum yaptım." Dahası Kırşehir'de Mucur ilçesindeler ve ambulans şoförü uyku sersemi gibi olunca otobüsün şoförü annemin bitmek bilmeyen "Koltuğunuzu da batırdım ama." özürleri ile hastaneye gider. Hastanede sabah hemşire benle birlikte odaya girip "Buyrun Hülya hanım, kızınız." deyince annem ortalığı yıkmış.Ben doğuda doğum yapmadım da oğlumu değiştirirler diye de burası doğu da değil de sizin bi hatanız var da nasıl böyle bir şey yaparsınız da.. yarım saat kitlemiş resmen hemşireyi ve hemşire ağzını bile açamamış annemin herhangi bir sorusuna cevap vermek için ve en sonunda hemşire doktoru çağırıp gelmiş, doktorun "Hülya hanım, bu hastanemizin ilk bebeği" cümlesine de inanmayan annem babama tüm odaları gezdirmiş var mı başka çocuk diye. Allah'tan şu an karakter olarak tam bi babamın kızıyım ve görünüşde de annemi baya bi andırıyorum da yanlış çocuk diye bi iddiaları yok. Ki zaten gerek çocukken arabalarla oynamamla, gerek erkeklerle daha iyi geçinmemle gerekse şimdi benim tweetlerimi erkeler attığında daha fazla beğenilmesiyle anne rahminde doktora hareket çekmiş olmam daha olası duruyor. Ama kız bebekken bu piçliği yapan ben erkek olsam neler yapardım kimbilir. HARAKET ÇEKEREK ERKEK OLAMAMIŞ OLABİLİRİM BU DA BANA KOYABİLİR :( 

Bak hızlı hızlı anlatıcam diye yine yarım yamalak anlatmışım yaaaa bizden yarım saat sora geçen otobüsü bombalamışlar falan amaaaaan tüm maceralı kısmı atlamışım oooofff offff alın uzun hali
Her şey doğumla başlar üşenmiştim ama unutunca napiyim gittim buldum işte mallıkta başa bela, bu arada iki dakika var doğmama ama 4:28 yazar hala Danimarka'da olduğumu sanıyor blogum :D

8 Haziran 2012 Cuma

Umarım okuyabilen yoktur

Merak etmeyin arkadaşlar öbür tarafta internet varmış, ya da bunların hepsi benim kurgum. Hangisi doğru karar veremedim ama öldüğümü düşünmekteyim ve eğer bunu size ulaştırabiliyorsam bu demektir ki bu tarafta net var. (Bu tarafın altını çiziyim de kadir inanır çıkıp yelan söylüyorsun demesin) Öldüğüm kanısına nereden vardım? Normalde eksilerde rekorlara oynayan Danimarka bu sene -3'ün altına inmedi, 3 kere kar gördük, normalde 3 ay yerden kalkmayan kar sabaha erimiş oluyordu. (evet Allah'ın hakkı üçtür HADİ ATEİSTLER BUNU DA AÇIKLAYIN!!!)  Türkiye'de aşırı soğuk bir kış geçerken buradakilerin en rahat kışlarını geçirmesi akıllara bi ACABA? dedittirdi. Yoksa Seçil havayı da mı yanında götürmüştü ya da Miko Seçil'e feci yazıyor muydu? "Aralıkta t-shirtle gezmene güvenme yanına tüm polarlarını al" diyen herkes Kopenhag'ta amele olduğumda "Biriniz de yanına güneş kremi al Seçil yanarsın demediniz tpüüüüü" cevabımla karşılaştılar. Hele annem HAVLU ÇORAP aldırttı, sıkı sıkı giyin öğütleri falan verdi, hatta sonuna giymeyeceğimi bildiğini ama belli mi olur belki bu sefer sözünü dinlerim belki diye dediğini ekledi, kıyamadım tabi yük olur demedim getirdim yanımda, ama dönüşte tabi ki de götürmeyeceğim. Benden sonra odaya gelen kızın işine yarar belki, bu kadar da düşünceliyim ne de olsa annelik kanı var kanımda (abi nası yedin bu cümleyi yaaa türkiye de o ne işime yarasın yük etmicem diye götürmüyorum tabi ki de gerçi öldüysem nası dönüceksem ülkeme neyse dur bi çaresi bulunuuuur elbet canım yeniden yaşamanıııın...cuk oturdu laaaaan bildiğin ben buraya yazayım diye yazmış Sertapcım canım bitanesin kalp kalp) Gerçi odama benden sonra erkekte gelebilir, bilmiyorum (kurduğun fanteziye gel abi şaka mısın yaaaa o taytı giydiğini düşünmedin dimi düşünmediysen bile şu an düşündün ve tüm konsantrasyon gitti merak etme bende de gitti ne yazıyordum lan ben haaa ölmüştüm) Tam olarak nası öldüm bende bilmiyorum ama öldüğümü anladığım kısmı anlatayım. Sabah kalktım bence burada gayet hayattaydım yani kalkamasam ölmüş olma ihtimalimin daha yüksek olduğunu düşünüyorum. Kahvaltı yaptım bence ilginçlik orada başladı çünkü normalde akşamdan yığılı bulaşıklar olur, yıkamaya üşenirim akşama kadar kalkıp da yemek yemem. Sanırım dün akşam yemek yemeyi toptan unuttum sabah bulaşık yoktu acaba açlıktan mı öldüm laaaan neyse devamında ölme ihtimalim daha yüksek gerçi o ölüp bunları hayal ediyor da olabilirim. Aniden dışarıdan gelen yağmurun sesini duydum, kafamı çevirip "noliyi miko yaaaa" dedim "geçen gün murphy bilmediğim konuyu kura da bana çektirtmeyerek es geçti ona 'seni seviyorum' falan demiştim kıskandın herhalde MELEĞİM" dedim "kızma tamam seni daha çok seviyorum onu unuttum bile" dedim (ha bunları murphy duyduysa sıçtım, gerçi öldüm dimi neyse sıçmamışım, naber lan eşşolusu şimdi düştün elime dimi şöyle yanaş bakiyim yamacıma sen) Seeen ben bunları der demez bir yağmur boşaldı bildiğin döktürdü (burayı yavaş yavaş okumanız lazımdı, yıl olmuş benim öldüğüm tarih hala bunları benim sesimle okuyamıyonuz cıkcıkcık) yani öyle böyle değil dolu bile bu kadar hızlı yağamaz, taşı azimle değil şiddetiyle deldi resmen. Tırstım veda partisine gidecektim politikada önemli biri gelmiş okula onunla tanışacaktık ektim adamı ama öldüysem zaten gidemezmişim neyse. Bi ara durmuş ne zaman bilmiyorum hatta bizimkiler top falan oynamaya başlamışlar bak işte bu arada ölmüş olabilirim çok ilginç bi geçiş çünkü. Neyse sonra yağmur tekrar başladı bu seferki öncekinin 5 katı, işte bu benim hayata geri dönüş çabalarım falandı sanırım sonra ışığı gördüm. Gel gel gel diyenim olmadı ama bildiğin güneş açtı, ışığı gördüm!!! Türkiye saatiyle 20:38'den bahsediyorum burada. Sonra netim koptu, bağlanmaya çabalarımı öbür taraftan yaptığımı düşünüyorum. Şuan Rusya maçını izleyemiyorum ilk yarıyı izlemiştim halbusiki 2-0 bitti dimi laaaan yoksa bizim bu tarafta başka bi maç mı var? Neyse ben hazırlanıyim de gece olan veda partisine gitmeye çalışayım gidemezsem anlarız ki ölmüşüm, gerçi gittiğimi gerçek gibi de canlandırabilirim neyse umarım bunları okuyan yoktur çünkü bu taraftan iletişime geçen ilk kişi olabilitem çok yüksekti, okumayı söktükten sonra insanların altına etmesi pek etik değil. Şöyle bi hayal ettim de umarım altına edersin buradakilere komik komik olaylar anlatayım ki ortam yapiyim biraz dimi ama...

7 Haziran 2012 Perşembe

Yoklasak da mı saklasak?

Derste uyumayı yatakta uyumaya tercih ettirtecek tek şey belki de yoklama (ha sevdiceğinizle sınıfta yatma gibi bi fantezinizin varsa bilemicem) Yoklama ne amk ya, yoklama ne hani twitter'da yoklama var deseler devamsızlıktan kalırım o derece itici yani. Okuma aşkıyla yanıp tutuşan bu çocuğun nasıl bu hallere geldiğini merak edenleriniz var (herkesi genelleyemedim lan tarikatımıza yeni katılanlar var, tarikat kuralları bir: ben yazıyorum kural iki: önce ben okuyorum kural üç: senin buraya kadar okuduğundan bile emin olmadığım için kimse yokmuş gibi davranıyorum (vay amk burda bile yalnızsın okuyan ---> kendimle konuşuyorum mesela burada) kural 4: parantez içleri iç içe geçtikçe saçmalama kapasitemin artması beklenilesi hale geliyor. Kural bir ve ikiyi kanıtla diyenleri dövüyorum abi bariz ya (dipnot: bir matematikçinin bariz dediği yer asla kanıtlayamayacağı yerdir))
Ne kadar erken yatarsan yat okul günü uykunu alıpta kalkamazsın hah buna bi istisna yapıp kendi kendime uyandım bi gün (dönüp nerde kalmıştı ki böyle devam etti diye bakmadıysan bi test yaptır abi baban turist olabilir.. şaka şaka ama türk olmayabilir desem küfür yemicektim dürüstlük hiç iyi değil ya) alarm malarm yok öyle sadece uyandım, üniformamı giydim, bak bak daha çocuğum ya anneme iyilik yapıcam kahvaltıyı bile hazırladım. Uyandırmak için girdim yatak odasına (yok lan öyle bi manzara olsa okuldan niye soğuyim manyağın düşüncesine bak) Anne hadi kalk dedim kahvaltı hazır, bana "daa da kahvaltı hazırlamam, daa da okula gitmem." dedirtecek lafları annemin "kızım az önce aradılar, kar tatiliymiş." sözünden anlayabiliyoruz (kural bir ile kural ikiyi anlayamayan umarım devam etmemiştir) hayır gel de sinirlenme uyumak istediğim gün tatil olsa ya (gerçi olmuştur da garanti hatırlamıyorumdur böyle gereksiz bi olayı anlattığımı düşünsene.. abi bi gün kar tatili olmuş ben hala yataktayım hani bu bildiğin fantezi işte sıcacık yatağım şömine yanı falan) Hani nefret etme tohumları bu zamanlar atılsa da ilkokul orta okulda toplam 1 haftadır gitmediğim gün o da hastalıktan ölüyorum falandır aaa yok trafik kazasından dolayı 6. sınıfta son iki hafta gidememiştim (hah işte kanıtım ölümden dönmüş halde olmasam babam tutar kolumdan götürürdü okula) Ne olur hanım kızlarımız öğretmenlerle evlenirseniz çocuğunuzu aynı okula vermeyiniz noluuuur ben çektim millet çekmesin. Liseye gelince cozutucam tabi yok yok hazırlıkta erkek yatılı bi okuldaydım ve sıkı bi okul olduğu için halsizlikten ölücek olan arkadaşıma doktor bi gün istirahat vermişti. Ha benim hiçbir şeyim yokken 3 gün rapor almama da kabiliyet mi dersiniz, aranızda para toplayıp oscar ödülü mü alırsınız bilmem. Neyse sonra kız yatılı okula geçtik, bak diyorum ki yatakhane ile okul arasında köprü var tam benlik. 8'deki derse 7:45'te uyanıp giden biri.. neymiş kızlar geç hazırlanıyormuş hayatım boyu erkekleri bekledim ben (gerek antreman çıkışları gerek teklif etsinler diyeahsghd) Ama o zamanlar aç bi insandım bi de kantine inmeye üşenmiyordum şimdi akşamdan kalma bulaşıklar duruyor diye o gün yemek yemiyorum ben nası bu hallere düştüm acep? 
Şöyle bir öğrenci tahmin edin elinde simit-ayran, altında siyah eşofman altı (3 sene pantelon giyince son senemde hep eşofman altı giydim ve 3-4 ay garanti fark eden olmamıştır, arkadaşlar dahil bknz şeldın çaklıt) gömlek zaten dışarda fuları takmışım ama sadece boyundan geçirmişim üstüne üstlük geç giriyorum. Girmeden kapıda hocaya gülümserdim, sonra kapıyı çekip yerime otururdum millet sanıyormuş ki hocayı iplemeden sınıfa girip cool takılıyor. Öğleden sonraları hep ama HEP voleybol antremanımız vardı okulun bahçesinde, evet sahamız yoktu ondan ondan yoksa gerçekten antremanımız oluyordu yahu =)
Yani en fazla devamsızlığı olan 3 kişiyi getir topla eminim ben kadar ancadır, ilk senelerde kendini herkese sevdirince son sene nedense bir şey demediler (selekşından gençlere tavsiye volüm pi kare) Ama biz de abartmışız (oğlum okuma ihtimalleri yok dimi yaaa bildiğin leş ettim yazıyı sıkılıp kapatmışlardır umarım çünkü hala anlatıp anlatmamakta kararsızım. şimdi bunu yazdın diye kapatıcak olanı da engelledin yamalsın ne diyim ya) 
Sen takım kaptanı olarak koçun odasının yedek anahtarını arakla (yani evet aslında kaptanda odanın anahtarı olması çok mantıksjkhjahd) bizimkilerin canları sıkılmış olsun daha ilk dersten, teneffüste yanıma gelsinler Seçil bizi dersten alsana, dedim tamam (bknz dünden razı) başkana her zamanki gibi antremanda dedirtip milleti dersten almak için kapıları çalan benim kapıları birer birer, gözünüze görünmem göze görünmez yazarlarjasdhjksad (oğlum böyle saçmaladıkça okuyanın azaldığına seviniyorumm devam etmek için gaza geliyorum, neden mi? yalnızken her şeyi söyleyebiliyor ya insan kendine nasılsa kimse duymayacak diye.. (aforizma kasmanın zamanı gelmişti skjskdjf)) Sen A'nın hocayla kavgalı olduğunu unut "Hocam gruplara gidicez ya (destekleyici bi neden güzel yalanın temel taşıdır) takımca konuşmamız gereken şeyler var." diyen ben tabi ki öğrencisini düşünen bi hocaya denk gelince "Yok hocam üzülmesine izin vermicem ben"ler "Kavga gibi olmayacak sadece oturup efendi gibi konuşucaz"lar abi yalanda cidden oscarlığımda o derece oynuyorum ki ayırt edip ödül verebilecek kimse yok O DERECE YANİ. Hayır toplantı yapıcaz dedik ama hoca okulda bile değil yani o derece falsolu bi şut ya defans oyuncularını kandırıp gol olucak ya benim takım arkadaşlarımı da kandır ne diyorum lan beeen te allam neyse sen in, odaya gir, internette takılmaya başla, içimden ne söylemicem lan benle birlikte onlarda yansınlar diyip dışımdan sadece yanan ben olayım diyorum şu an. Nuran hoca vardı müdür yardımcımız topuklu ayakkabılarının sesini taksimde sokak başından gelse yine duyar bilirim, koridorda yankılanıyor "hah dedik sıçtık" saklanmıyoruz bile nasılsa gelse görücek o derece çaresiziz öylece bekliyoruz. Kapıyı açmaya yeltendi, az önce yalanda profesyonel olan benim bile aklıma gram açıklama gelmiyor direk sıçtık yani. Kapı açılmadı, ikinciye denedi yine açılmadı biz birbirimize bakıyoruz ne oluyor diye, meğer ben kitlemişim iç güdü mü dersiniz ne dersiniz bilmem ama iç güdü yetersiz yani bundan biraz fazla olması lazım rich güdü diyebiliriz belki. (oğlum çaktırma tamam "zengin koca arayan kadınların rich güdüsü yüksektir demiştim" şimdi de ona gönderme yapıyorum ne güzel olurdu zengin kocam olsa ooooh keyif diyorum aslında hay allam bak aramızda kalıcaktı millete duyurdun) bir oh çekmemize kalmadı Nuran hoca'da odanın anahtarının olduğu aklıma geldi, telepati yoluyla bunu ona iletmişim gibi (ba ba ba nası havalara girdim lan kendimi cidden bi bok yazar sanıyorum) anahtar şıngırtılarını duyduk ve valla da sıçtık dedik, açsak mı diye düşünüyormuşuz hepimiz ama neden açmadınız derse şok olduk hocam deriz diye düşündüm, mekanizma işte hemen hazırlıyor cevapları. Şans bu ya (bu arada hatırlatın bi ara kıçımdan bal damlamıyor akıyor adeta ile şans bu ya yazısı yapiyim ---> ben size dedim kimse okumuyor diye kendi kendimle konuşuyorum diye inanmadınız bak ne oldu şimdi şizofrenik gibi kendi kendime not alıyorum lo) kapının anahtarını unutmuş odada (bana sormayın olum nerden bilem ben o nası olmuş hayır şu an hocaya bağlanamıyoruz ki sorsak hocam?? teknoloji ilerledi falan demeyin bana yea bak verdi mi cevap hıh) Sonrasında hoca anahtarı almak için odasına giderken üseğen bolt'a fark atıcağımızı anlamayan kuralları anladı mıydın sen ya???

29 Mayıs 2012 Salı

Sevgilim olsa

Açıklama yapmama gerek yok herkes sevgilisi olsa biraz mallaşıyor ben biraz abartarak mallaşıcam sanırım. Nerden geldi aklına ilk derseniz hiç bilmiyorum sanırım dizi izlerken "Kader yine yüzümüze gülmedi." dedi birisi ve aniden saçma bir gülümseme oluştu bende ve gittim
"Kader diye sevgilim olsa "Kader bana güldü." deyip ortalıklarda mal mal dolaşırdım, iyi ki yok." yazdım
sonra ayrınınca "Kahpe Kader" derdim diye düşündüm ama abartıp yazmadım gerçi mentionlarda biri yazmıştı.
Sonra birileri benim kız olduğumun falan altını çizdi o an aklıma Hakkın var mı ki benim cinsel seçimimi sorgulamaya diye geçirinceee..
"Hakkı diye sevgilim olsa ortalıklarda "Hakkımı arıyorum Hakkımı!" diye mal mal dolaşırdım, iyi ki yok." dedim ama Hakkı o kadar iyiydi ki kendime hakim olamıyor ve
"Hakkı diye sevgilim olsa "Bana Hakkımı verin Hakkımı!" diye ortalığı yıkan mal olurdum, iyi ki yok." diyerek devam ediyordum.
"Hakkı diye sevgilim olsa yemekte "Bu kimin hakkı?" diye soran anneme "Benimki değil :(" diyen mal olurdum, iyi ki yok." dedim ama ardarda sıralıyordum ilki hariç hepsini sildiğim için hatırlayamayacağım ama 5-6 tane yazdım Hakkı ile ilgili ve en sonunda ilk defa o zaman başlayacağım ama ondan sonra yapmaktan zevk alacaklarım arasında olan "kendi kendine mention atma" işine giriştim son Hakkı tweetime cevap olarak "Yeter amk bize bunu yapmaya Hakkın yok!" yazdım ondan sonra mention atan atana oldu. Çok efsane mentionlar gelmişti ya keşke o zaman bir kenarlara yazsaymışım, ama genelde herkes Hakkım olmadığını düşündü ki yoktu zaten ama @onderseren'in cevabını hatırlıyorum "yok canım bu en doğal Hakkı'n" doğal Hakkım ile ilgili mala bağlayıp cevap dönmüştüm ama tabi ki de hatırlamıyorum şu an ve o gün zıbıtmanın ötesine geçtim resmen. Devam eden günlerde "Hakkı diye çocuğum olsa "Ben Hakkımı kimseye yedirmem." der mal mal dolaşırdım ortalıklarda, iyi ki prezervatif var." dedim ki şimdi olsa iyi ki kürtaj var dermişim. Hep hakkıyla devam etmedim tabi ki..
"Yiğit diye sevgilim olsa "Yiğidin malı meydandadır" der mal gibi dolaşırdım meydanda, iyi ki yok"
"Duygu diye sevgilim olsa "Duygu seline kapıldım." diyerek aldattığını söyleyen mal olurdum, iyi ki yok."
"Yıldız diye sevgilim olsa "Benim gönlüm sarhoştur yıldızların altında" deyip ortalıkta sex hayatımı konuşan mal olurdum, iyi ki yok."
"Nimet diye sevgilim olsa "Nimetle dalga geçilmez! Çarpar valla." diyen annem yüzünden dayak yememek için mal gibi evlenirdim, iyi ki yok."
"Evren diye sevgilim olsa "Evren yine mesaj yolluyor bana." diyenlerin ağzını burnunu parçalayan mal olurdum, iyi ki yok."
"Onur diye sevgilim olsa "Yeter ki onursuz olmasın aşk" diyen kızları sevgilime sulanıyor diye döven mal olurdum, iyi ki yok."
"Aslı diye sevgilim olsa "Hiçbir şey aslı gibi zevk vermiyor." diyen adamı zevkten mal ederdim, iyi ki yok."
"Evren diye sevgilim olsa "Ne zaman #evrenemesaj atsam hemen cevap veriyor." diye saçmalayan mal olurdum, iyi ki yok."
"Hikmet diye sevgilim olsa "Vardır bunda da bi hikmet" dendiğinde ortalıkta sevgilim arayan mal olurdum, iyi ki yok."
"Umut diye sevgilim olsa herkesle "puahahahha Umutsuz ev kadınları" diye dalga geçen mal olurdum, iyi ki yok."
"Deniz diye sevgilim olsa "Deniz gezmiş ölmüş" dediklerinde ben ona benden izinsiz gezme demiştim diyen mal olurdum, iyi ki yok."
"Hale diye sevgilim olsa "Şu hale bak rezillik" diyenleri "Sen kime rezil diyon lan o benim sevgilim" diye döven mal olurdum, iyi ki yok."
"Su diye sevgilim olsa herkese "Hazır ayağa kalkmışken su getirsene" deyip sevgilimi getirmelerini bekleyen mal olurdum, iyi ki yok."
"Evrim diye sevgilim olsa "Evrim yok!" diye dolaşanlara sevgilimi gösteren mal olurdum, iyi ki yok."
"Canan diye sevgilim olsa "Can mı canan mı?" dediklerinde "Tabi ki Canan oğlum napiyim ben Can'ı?" diyen mal olurdum, iyi ki yok."
"Ceza benim sevgilim olsa "Allah senin cezanı verecek!" diyenlere "Verdi ki :D" diyen mal olurdum, cidden versin artık ya."
Sildiklerimden bir kaç hatırladıklarım var ama o kadar çok yapıp sildim ki hepsini hatırlamam mümkün değil
"Seçil diye sevgilim olsa "Evrimi değil ama doğalseçilimin varlığını kanıtlarım." deyip sevgilimi gösteren mal olurdum, iyi ki yok." deyip hatta bunu bir seriyi sonlandırırken yazıp kendi kendinle sevgili olmayı düşündün ya ne diyim ben sana @dogalselection diye cevaplamıştım.
"Abdülmüttalip diye sevgilim olsa zaten malmışım zorlamaya gerek yok" yazıp bir başka seri sonunu bitirdiğimi hatırlıyorum bide
"Hakan diye sevgilim olsa "ahahahahhakanahahha" diye gülüp "sevgim gülüşüme yansıdı." der anlamayanları mal ederdim, iyi ki yok." gibi bir şey yazmıştım bunlar harici 8-10 değişik isme attım, profil takvim arkası gibi her gün yeni bir isim olarak görünmesin diye sildim ve hatırlamıyorum da insan mal olmaya görsün.

26 Mayıs 2012 Cumartesi

Biraz büyü dedim, iyi olur...


    Keşke bana mal mal laf eden birine "Biraz büyü be!" falan dediğim bir hikaye olsaydı da onu anlatsaydım ama başlıkta bi büyü olduğuna göre hikayede de büyülü olmalı sanki. Ne büyüsü yok öyle şeyler demeyin lan bir gün bi zombi istilası olsa zombilerin Ademle Havvası annemle babam bi kere, adımdan bile bu kadar emin değilim. Sonuçta kulağıma adımı kuzenim okumuş ve pisliklik olsun diye Fadime, Hatçe falan demiş olabilir yani demem o ki eğer mahşer günü çağırılınca gitmeyen biri olursa bilin ki o benim, eğer ki yanımda olursanız beni bi dürtün. O yüzden büyü yapılması da çok normal bence (bu arada benim şu ana kadar yaşadığım o otobüste doğmalar, erken okula gitmeler, trafik kazası falanlar filanlar ben üniversiteye gelene kadar herkesin başına gelebileceğini düşüdüğüm olaylardı, o yüzden büyünün de normal gelmesini benim CİDDEN normal biri oluşuma verebilir miyiz? Noluuuuur... beni de alın aranızaaaaa...) Nazardan bahsetmiyorum bile değmediği yeri kalmadı, adımızı kötüye çıkarıcak... hehe şaka şaka. "Bi dur lan, sen az önce büyü mü dedin!?" dediğinizi duyar gibiyim, tamam tamam meraklandırmadan girişi yapıyoruuuum yapıyoruuuuum... Annemle babamın evlenmesini istemeyen tek kişi kızından ayrılmayı kaldıramayacak olan dedem değilmiş üvey babaannem de istemiyormuş nedeni hala bilinmez. Yaaaaaptım! (şu an kendimi bi post-modern yazar sanmalar.. bi yazıya müdahale etmeler.. sonum hiç hayırlı değil, ego patlamasından bugüne kadar ölen adam olmadıysa çağırın bilim adamlarını! Bir ilke şahit olacaklar kaçırmasınlar.) Az önceki parantezde sona doğru baya abartmışım bi "Bilim adamları boş boş uğraşmasınlar da beni incelesinler beni!" diyecek kadar egom uçmuş. Şimdi de egomun uçarak gözlerden kayboluşunu izleyelim çünkü bariz belli ki bu yazıya giremedim ben.
Büyü yaptırmış üvey babaannem domuz yağını kapının arkasına sürmüş, meğer o kapıdan ilk geçene annem domuz gibi iğrenç görünüp, onun gibi leş kokacakmış. Nasip bu ya dedem girmiş (baaaak yazı nası kaybetti haysiyetini falan büyü dedim nasip dedim nası inanılıcaksa artık, büyünün ne işe yaradığını falan söyledim bildiğin supernatural'da hayalete tuz atmalar falan gibi oldu bu ya) Hay post-modern olma çabası gösteren kafama kafam girsin emi bu yazıya ne zaman girebilicem bakalım..
İyi ki babam girmemiş yoksa bugün burada deli gibi saçmalayan bi manyak olamayacakmış ciddiyim. Dedem annemden nasıl nefret etmiş, nası nefret etmiş anlatamam (şu an "Nası nefret etmiş?" diye soran biri varsa aramızdan ayrılabilir mi? bi bitmediniz amk) O büyü tutmuuuş.. sonra o yağı bularak büyüyü bozmuşlar, o adam bana kalkmış hala nası nefret etmiş diye soruyor ya, terbiyesiz! (amk diyen birinin olup olmayan birine terbiyesiz deyişine hak verdiniz, aferin al beyninizi de böyle yıkıyorlar.)
Egom kaybolmamış arkadaşlar şuna bak sizin beyninizi saniyede yıkayabileceğimi düşünmeler falan yok yok yazarken sizin ne düşünüceğinizi bildiğimi sanmalar falan beni buradan alınız.

     Kardeşimi bıçakladılar dicem "Noluyo lan? Bu konuya nereden geldik? Bu kız cidden giriş yapmayı beceremiyor amk bide egosu falan saçma sapan artıyor." diyeceksiniz ama bilmiyorsunuz ki bıçaklatmak diye bir şey var kurşun döktürtmek gibi. Ben kurşun döktüler demek gibi bıçakladılar deyince öyle pat diye konu değiştirir gibi oldu peki kardeşimi neden bıçaklattık (aslında benim hayalimi gerçekleştirmeye gittik, başarısız bir operasyondu... üzgün surat) Çocuk 7 aylıkken "3 yaşında mı bu?" derlerse nazar değer tabi, onun hatası. Annem 8 saat salladı dizinde uyutmak için ama nafile. Oyuncaklarımı falan kırmıştı sinirden ya o derece illallah demiş kadın. Biri dedi bu çocuğa nazar değmiş diye ben de o zamanlar her insan gibi nazara falan inanmıyorum (yaş 5 neye inandığımı nası hatırlicaksam, sallıyorum bildiğin) Bizde gittik bıçaklatmaya (ben bıçaklasaydım mutlu bir son yapabilirdik bu yazıya... üzgün surat) Hayır daha girişi yapmadan mutlu sonu nası yapacapımı merak edenlere +1 ekleyeyim mi senin için?

13 Mayıs 2012 Pazar

Paralel ama nereye?

Paralel evrendeki Seçil'i çok kıskanıyorum şu an çünkü bu pazar annesinin öpüşüyle uyandı ona özel hazırlanmış bir kahvaltıya... Aslında ona özel değil anneler nasıl başarıyor bunu bilmiyorum ama eşlerine de çocuklarına da ayrı ayrı aynı kahvaltıyı ona hazırladığını söylese ikna edebilirler gibi.
Hiçbir zaman ama hiçbir zaman annem ve babam gibi mükemmel bir ebeveyn olamayacağımı düşünüyorum... ben benim çocuklarımı onlar gibi yetiştiremem, isterim ama yapamayacağımdan da adım gibi eminim. Gerçi paralel evrende adım da değişiktir belki ne dersin ha? Belki de orada annem babama "Bekir annenin adını koyalım mı?" dediğinde babam "Hanım gün gelir kızıma kızarım, bağırırım anneme bağırıyormuşum gibi hissederim kendimi, kötü olurum." dememiştir de "Annemi çok severim kızımı da çok seviceğimi biliyorum, neden olmasın?" demiştir. O zaman ordaki Seçil'in adı Ziynet. Ziynet'in aklına ben gelmiyorum şu an çünkü o annesine sarılırken onun kokusunda kaybetti kendini...
"Neyse ki boşta bulunmuşum yoksa kendimi kaybedecektim" diyorum bense ve onu düşünüyorum. Kendimi düşünmüyorum, düşünsem böyle yapmam çünkü, duygusallık modumu açıp yazı yazmaya kalkmam, ağlayacağımı bilirim. Gider amuda falan kalkarım ya da uykuya dalan Murat'ı kaldırıp "hadi bir yerlere gidelim" derim en azından "Candan Erçetin - Annem" şarkısı hariç bi şarkı açmaya kalkıp parti moduna falan girerim. Parti moduna girmeme gerek yok boş boş Budapeşte sokaklarında dolaşsam bile kendime gelirim hemen, Prag'da çok güzel gelmişti bunu yapmak, gerçi canımın sıkkınlığı yoktu. Şimdi de yok sadece annemin o gülüşünü, kahkahasını özledim tabi bunda 15 gündür onun sesini duyamayışım da var.
Ziynet şayet ki beni kıskanıcaksan sende şu yolculuk yüzünden kıskanabilirsin canım ben olsam beni kıskanırdım gibime geliyor o yüzden izin veriyorum sana da. Ben yolculuğun yarattığı özlemden kıskanıyorum sende yaşadıklarımı yaşayamadığından kıskanabilirsin gibi gayet adil bence. Peki diğer paralel evrendeki Seçil ne yapsın kopenhang'a gidip roller coster'a binmeyi denemeyen... Yok ya öyle bir Seçil hiçbir evrende yoktur sanırım varsa da atsın kendini Tuna nehrinden ama başka bir evrende Murat'ı ön koltuğa binmeye ikna edemeyeni olabilir onun için acırım ya da diğerinde treni biz gibi kapatamayan olmuştur ona baya üzülürüm çünkü treni kapattığımız için tur attığımızda dönerken "One more! One more! we are coming from Budapest!" diyip kanka olduğumuz adamları bi tur daha attırtmaya ikna etmiştik o şeker enerjimizle ve ikinci turda deli gibi kahkaha atma ihtimalini kaçıran bir Seçil için ağlayabilirim cidden şu an.
Serdar'ın yanına gidip İsveç'te kumu yutmasına rağmen plaj voloybolu oynayan bu evrendeki Seçil tabi ki de İsveç'te rüzgarsız bir havayı yakalan evrendekini kıskanıyor. Hele İsveçteki erkek turnuvasına katılmasında sorun yok denilen diğer Seçil'i evrenler arası geçişi bulup boğabilir bile.
Bir paraleldeki Seçil Ece'nin mesajlarına dönmesi sonucu Erfurt'a gidip Eceyle dağıttı bak onu da kıskanabilirim ama bu evrendeki Seçil'de gidemeyip tek başına Prag'ı dağıttı o da beni kıskanıyor olmalı bence 1-1 durumumuz yani buradan kaybım olmayabilir ama bu maçta direkten dönen çok pozisyonlar var sanırım çünkü orada yapacaklarımla burada yaptıklarım baya kafa kafaya maç götürürler. Bugünkü Seçil ise tek Ziynet'i kıskanıyor annesinin kokusunu içine çekebildi, kahvaltı da kardeşiyle sessizce "patates ve domatesten daha çok ben yemeliyim!" yarışına katılabildi ve babasını kahvaltıya kaldırırken babasının "Hmmmm" sesiyle elinin 5 parmağını da açarak 5 dakika daha anlamındaki mesajını tınlamayıp onu dürtebildi diye. (laaaaan babamı faceden dürtsem aynı etkiyi yapar mı acaba bi deniyim mi? evet başka bir evrende mallıkta son nokta olarak bunu deneyen bir Seçil de var biliyorum.)
Şey bide tüm sezon çok iyi oynayıp avrupanın da derbi + final olduğu için merakla izlediği o final maçında zamana karşı oynamayı dahi leş eden bir takımın değilde tüm sezon şansa bala maç alıp finalde iyi oynayarak avrupa tarafından kupayı almayı hak eden taraf olarak Fenerbahçe'nin gösterildiği bu evrendeki Seçil tabi ki de kupayı alan evrendeki Seçil'i kıskandı dün. Hatta 1-1 ile kupayı Galatasaray'ın aldığı evrendeki Seçil'i bile kıskandı en azından bir oyun gördü diye ama maçı alarak kupayı alan Seçil'in haline çok acıdı öyle bi durumda olmayı hangi tecrübeleri atlatarak o güne gelmiş olsa da kaldıramayacağına emin çünkü.

30 Nisan 2012 Pazartesi

Gidiyorum ama

BU YAZI ZAMAN AŞIMINA UĞRAMIŞTIR!


Bilenleriniz var, bilmeyenleriniz var (bilenler bilmeyenlere, bilmeyenler hiç haberi olmayanlara askldksjd) neyse hayatlar ben bi tur yapayım diyorum.
Şu an Aarhus'ta Danimarka'dayım (bilgilendirici bilgi)
Kopenhag - Malmö -Göteborg -Budapeşte -Prag -Erfut (Göteborg İsveç'te, Almanyadaki Göttingen oha bildiğin bilgilendirici bilgi oldu bu) genelde arkadaşlarımı görme amaçlı (sırf eğlencesine) bi dolaşıp geleyim diyorum. Yani 16 Mayıs'a kadar yokum, nete giremeyebilirim, twitter dili ile konuşursak bu bensiz 3 pazratesiye denk geliyor (bugün arkadaşlarımla burayı gezmeyi planladığım için bugünü de saydım) Ben yokken tweetlerine öldüğüm insanların tweetlerini çok özlicem, bilemedim buraya yazsam mı ama okuldan arkadaşlarım hariç takip ettiğm herkesin tweetlerini çok beğeniyorum zaten, uzun uzun yazmayayım dedim. Ya da yazayım yaaaa


tekerleklibavul ve littleiv3 mentionlaşmalarını + bloglarını,

parantezicleri ve dogalselection mentionlaşmalarını + onu,


gokcicim ve pakiteysis aşkını + gokcicimi,


onderseren ve dogalselection'ın mentionlarındaki sevmedikleri onderseren ve dogalselectionı,


enamuplatonick ve coolboregi'nin duygusallığını,


cekirg ve parpali_ ve turas_'ın ev hallerini,


kanimbozuk ve nedmerdo ve domalanmantari ve ilkeradam'ın gece olduğunu anlamamı önleyen, timeline'ın sürekli akmasını sağlayan tweetlerini,


afakankafa ve farukken ve emrahakdamar ve hoffmansrule ve omerylmz'un kelime oyunlarını,


bazenoyleolur'un tumblr şarkılarını ,


cansuylm'un beklenmedik anda takla attıran tweetlerini,


paccoz vs adamfrody yarışlarını,


oturbikonusalim tespitlerini,


thegodjr'ın kompozisyonluk tweetlerini,


ludwannabe'nin via yaratıcılıklarını,


senbaksanabana ve gelbikonusalim ve biaragoruselim'in muhabbetini,


digitalcilek ve mecnunsuzleyla ve zehraburda_ ve _klostrofobik_ gibi geyik muhabbetleri de,


pardonkimsiniz ve saydamtabaka gibi baştan beri müptela olduklarımı,


deliyevurdum ve zibarist ve enessafak gibi yeni favorilerimi,

beni benden iyi anlatan benturkkizi'nı,


mbtela ve dildoktoru ve delizırvasi gibi çok yeni olup çabuk alıştıklarımdan olanları,


sn1907 ve ilknuurcan ve nymphiedmybrain gibi cici kızları,


cattchman ve oklavalizebani ve terbiyelimben ve pis_ceyar gibi adamları,


nebussimdi'nin ADETA'larını,


mugenaz'ın şiirler programını,


panteremel ve neyzen_teyfik ve baknediom ve yokartiksende ve sarhosadam ve kebaboloji ve havaryutuday ve tespitenadam ve kirazlipastam ve ekinoksan ve sokakjargonu ve yazargecerim ve otobus_muavini ve yasinkosee gibi timeline'ımda olmalarını çok sevdiğimi favorilerimle belli ettiklerimi çooook özleyeceğim.

Döndüğümde bu adamlardan biri hesabını kapatırsa Halil Sezai'nin sevgilisi olup ülkeyi toplu intihara sürükleyeceğim nokta bir bir bir ünlem ünlem ünlemler topluluğu.

28 Nisan 2012 Cumartesi

Var mısın iddia'ya...

Yok canım iddaa değil onun öyle yazıldığını da biliyorum hem hıh. Yalnız anlatacağım olay iddia ile değil ladesle alakalı tribi de attım onu nası bağlicam merak içindeyim. Merakla bekliyorum... ve ciddi ciddi bekliyorum şu an bağlayamadım. Aniden lades mi oynasak dedi Ahmet
(Aniden giriş mi yapsam dedi Seçil)
sınıfça ladese girdik, o gün girdiği tüm ladesleri kaybeden Ahmet centilmen sayıldı (bu yazıya girerken aklını kaybeden Seçil resmen deli sayıldı) 
"Yüzünü görünce aklıma lades geliyor." diyen birine "Aklımda." demeden verebileceğim tek şey tavsiyeksjdhjkad vermek çok sakat kelime kızım dikkat et (oha abi bu yazı gitmicek sanırım) Yapabileceğim hiçbir şey yoktu ne dersem aklımda aklımda...
-Ceketin nerde?
+Aklımda
-Ders nerde?
+Aklımda
-Hayatın anlamını çözdüm formülünü veriyim mi?
+Aklımda (şebeklikten ölücem bi gün ya da Aydın buları okucak ve beeeen havaya uçmuşum) (heee gülüm mutluluktan Aydın beni okuyor diye yoksa bana vurup beni havaya uçurabilecek biri değil, cidden değil ama)
Kapıyı falan tıklamadan daldı biri içeri Seçil Keçiborlu'ya uçak düşmüş (Türkiye'de tek kükürt çıkartılan yer olarak bilinen Isparta'nın bir ilçesi olan bu ilçemiz adını 1. Dünya Savaşında Fransızların saldıracağı bir gece keçilerin boynuzlarına meşale bağlanarak çok bunlar diye kaçmalarını sağladıkları için kasjdhjkhasd valla bilmiyorum bu hikaye doğru mu ama ben uydurmadım bi yerden duyduğuma eminim iyi de buralara nereden geldim ben yaaaa) işin özü küçük bir ilçe işte (heee konuyu uzatan ben değilmişim gibi toplama çabalarındayım vay bu yazı hala okunuyor mu ya) uçak düşse yaşayan birinin olma ihtimali yok, annemleri arıyorum "Sinyal sesinden sonra mesaj bırakınız." diyor gel de telaşlanma. Evet arkadaşlar hatırlıyorsunuzdur 6 tane fizikçiye düzenlenen suikast hikayesi bu (var mısın iddia'ya bence değil) Neyse ki hatlar yoğun olduğundan öyle olmuş ama 10 dakikada tüm senaristlere taş çıkartabileceğimi o gün anladım. Ve sabah ilk dersine sınav koyulan çocuğun dramı filmi ile hayatıma devam ettim (bu yazı nereye gidiyor allah aşkına biri beni durdursun) 
Sınavlarda ek kağıda çözerdim ilk soruları sonra o kağıt sınıfı dolanır sona doğru bana geri gelirdi, optik sınavımız var, aklımın başımda olmadığı üşenmeyip herkese boş kağıt vermemden belli. Yerime oturacakken Aydın kağıtları küçük küçük parçalara bölmüş "Al Seçil bunlara optik sorularını çizersin." dedi "Aaaa çok iyi etmişsin Aydın ölsem aklıma gelmezdi bu bak." dedim yerime oturdum. Herkes bana bakıyor bir şeyler diyor ama benim aklım ya bizimkilere bir şey olsaydı, o uçakta kimler vardı acaba, hiç mi kurtulan olmamış ki sorular ile cebelleşiyor, uçmuş gitmişim yani duymuyorum kimseyi. Meğer Aydın "Lades" demiş "Seçil" demiş "Ladeslendin." demiş yooook duyan yok. Ama haksızlık değil mi hem kopya alacaksın benden hem ödülü derdim yoksa kabul ettirmezdim ben onu. Aklımda sürüsüyle soru varken "Aklımda" diyemem tabi derdim. Merve dürtüp "Seçil ladeslendin." dediğinde "Kime? Ne zaman?" diyecek kadar uçak var aklımda. Seda'nın kuzeni babaannesinin cenazesine geliyormuş vefat etmiş, o ailenin hali nedir diye düşündük, evet suikastti kim ne derse desin bunu savunurum, haberi yapan muhabirin uçağı kaçırması bile insanı bi düşündürüyordu (-o uçak kazasının hikayesi dedim dedim inanmadın bak ne oldu şimdi? +bi daha düşün bence) 

21 Nisan 2012 Cumartesi

Mavi göz, bitti söz

Gözün dibi, bakışın etkisi... Yok yok böyle şeyler anlatmicam ama dur ya ordan da gideri var gibi konunun. Şu an 1.5 yaşında olan bir kuzenim var (yok yok incitter'da şurada burada terbiyesizce konuşan kuzenim o değil) Bu sıpa ile anlatılmaz bir ilişkimiz var. Elinden tutularak yürüdüğü zamanlardaydık, annem biberonuna portakal suyu koymuş; bu bi yudum bana içiriyor, bir yudum kendi içiyor (hayır gel de evlenme böyle adamla neyse) bitirdik meyve suyunu sonra bana öyle bir baktı ki.. nasıl anlamlı anlatamam.. elimi tuttu (yok lan aile içi çarpık ilişkilerimiz yok o kadar avrupai değiliz) resmen "Hadi beni yürüt o kadar rüşvet verdim." diyor. Nası reddedebilirsin ki adam zeki de. Hem de nasıl zeki; bir gün ağlıyordu dedim ki "O güzel gözler ağlamak için mi yaratıldı?" baktı bana ve sustu şimdi hanginize desem susarsınız ki (sonra gel de bu adamla nikahı basma neyse)
     Ev ahali olarak kuzene aşığız (bizde aşık kuzen değil öle "Seni seviyorum." yazdıktan sonra kuzen yazmış yok, biz kuzene aşığız) (hiç çarpık ilişki yokmuş amk ama normal olmadığımızı biliyorsunuz nasılsa yadırgamazsınız siz)
Ama o bana aşık, hem de öyle böyle değil. Cam açıyoruz beni öpücek diye bilgisayarı öpüyoooooo (sonra gel de balayına çıkma bu adamla neyse) meyve yedirmeye çalışmalar, oyuncaklarını vermeye çalışmalar..
Allah'ım tam bi şebek. Arada bi laptop'ın yanına gidip, kapağını açıp sonra dudak büzüyormuş ben yokum diye (sonra gel de o ağzını yeme bu adamın neyse) 
Ben baya baya aşkımdan ölüyormuşum yaaa...
     Tabi annemde aşık olunca torun sevdası ile doldu kadıncağız ve kardeşimle bana "Ben 'Bi kardeşiniz daha olsa nasıl olurdu?' dediğimde karşı çıkmayaydınız." diyo, mavi gözlü, aynı kuzi gibi torun istiyormuş. Ee ne var ki bunda bunu her anne söyleyebilir diyor olabilirsiniz ama arkadaşlarım "Aman Seçil Danimarka'ya gidiyorsun bak
use protection!" derken anneme "E Danimarkadakilerin genlerine işlemiş mavi göz bari oradan yapayım da ihtimalleri arttırayım" dediğimde "Tamam çocuk oradan, baba buradan olsun" cevabını vermesi de mi normal he?
(sonra gel de bu anneye tapma neyse)

19 Nisan 2012 Perşembe

Önemli olan o değil

Nasrettin Hoca eşeğe ters binmişmiş eee ne var yani biz bisikletin arkalığına ters binerdik, sırt sırta verelim diye (nedeni şu an uydurdum sadece eğlenmek içindi ya) O bisiklette ne akrobatik hareketler... El salmak falan mesele değildi, pedalları arkada oturan çevirirken el salık gitmek işte o marifetti, eller salık iki delinin birbirini öpmeye çalışması işte o manyaklıktı, bisikletle kaykaydan inmek işte o salaklıktı (bunu yapan tabi ki kardeşim) 
Bisiklet kullanmak çocukluktu, 7.sınıfa gelmişiz artık çocuk değiliz (ben de 11 yaşında artık büyüdüğünü sananlardanım) motosiklet kullanmaya başlamanın vakti gelmişti. Bindik Sevalle gidiyoruz gayet, bisiklette denge sağlamayı elimizi sallasak ellisi der gibi yaptığımızdan hiç sorun olmadı, dönüşe geldik e ben dönerken elimi bisikletteki gibi arkaya doğru döndürünce istemeden motora gaz vermişim (evet bazen insanları da istemeden gaza getiriyorum sonra yazık oluyor) çöp bidonuna doğru yol alıp kaldırıma çarpıp çöplüğün dibine düşmemle annemin "İyi misin kızım?" demesi aynı saniyelerde (bu soruda 'manyamadın değil mi'nin yattığını hepimiz sezdik değil mi? hah tamam devam edebilirim) "Motoru kullanmadan çöpe atmasaydın iyiydi." diye bağırıyor babam da ardından. (yazar burada kullanıp kullanıp çöpe atan insanlardan değilim demeye getiriyor ADETA) Sonuç olarak düşmekten değil gülmekten yerlere yattığımı söylediğimde kimse de çıkıp yalancı demedi. Motor maceralarımız dakka bir gol bir gibi başladığı için efsaneleşerek büyüdü. 1 hafta olmuş kullanmaya başlayalı bizim motorun mazotu bitmiş Seval'in arkasına bindim bende petrol ofisine gidiyoruz (sanırım arkasına binmemin nedeni bu şu an hatırlamıyorum neden ben benimkini kullanmıyorum neyse) Seval "Bunda da el salabilir miyiz ki?" dedi, ben direk düşünmeden "Neden olmasın canım? Bisiklette o kadar usta biz salamayacağız da kim salacak" dedim, düşünsem tabi böyle demem gaz vermeyince nasıl gidecekse. Benden gaza getiren onay cümlesini duyan Sevalim saldı ellerini "Oooo bak gidiyoruz" dedim tabi bir süre sonra yavaşladıııııık ve yerdeyiz.
Bir de yokuş çıkarken yer çekimine yenik düşerek arkamda oturan kardeşimi düşürüşüm vardır ki tamamen fizik bilmeyişimden.
Arabaya geçince neler olacak bakalım demiyorum ve daha sürücü kursuna giderken yaşıyorum. Kırmızı ışıkta durduktan sonra 3. vitesle kaldırıyorum arabayı (ve bunu 3 kere falan yaptım sanırım kurs boyunca, bi de motordan neden böyle ses geliyor ki demen var ki takdire şayan) kardeşimle anlatıyorum telefonda baaah baaah verdiği cevaba bak "O da bir şey mi babam bugün 4'te kaldırdı." Tesadüf falan yok yaa babamın kızıyım işte hıh.

18 Nisan 2012 Çarşamba

#AnneSözleri & #BabaSözleri

Siktirin lan tabi ki de bunlar klasik sözler olmayacak zaten bıkkınlık, sıkkınlık, off poff, afra tafra o TT'den
Allah aşkına bizimkiler ne kadar normal sözler bekliyoruz ki, hani saçmalamayalım yani
Kayısı topluyoruz 3 saati falan geride bırakmışız, gören gözün hakkı var ağacı bitirselerdi keşke diye yakınmalara başlamışım, yok, ne bereketliymiş topla topla bitmiyor. Annemin yükseklik korkusunu bana ağaca çıkıp meyve toplama görevini vermek için uydurduğunu düşünüyorum yoksa camın dışına çıkıp silmesini biliyor. Yok kıyamam ya ben dengesizim garanti düşerim diye yapıyordur onu. Neyse "Anne" dedim "Ben çok sıkıldım." klasik bir anne olsa "Sıkı can iyidir, çabuk çıkmaz." tarzı bir şey diyebilir ama anne benim annem olunca..."Şapka verem mi yavrum?" dedi.
Ne o beklemiyor muydun bu cevabı valla bende beklemiyordum ağaçtan düşeyazdım gülmekten, "E ne deseydim yavrum ağaçtan inmeye dünden razısın sen." diyor bir de kadın beni biliyor abi.

Öss'ye girerken dershane hocalarının bir görevi de öğrencilerin bulunduğu okullara dağılıp sabah onları neşe ile sınava yollamak sanırım (uu tespit mespit hiç tarzım değil ya takip ettiğim fenomenlerden biri yazdı bence bu cümleyi neyse çaktırmiyim. oha baya baya belli etmişim ya) Neyse ben liseyi Burdur'da okuyup sınava Isparta'da girince bana gelen hoca falan olmadı, diyemiyorum, yani herkes o sabah kimle sınava gireceğini biliyordu da bi bana sürpriz yapmış pislikler...
Sabah hocamı bahçede görünce kuzeninin sınava gireceğini düşünecek kadar da tesadüflere inanırım neyse mallığımı hikayeye daha fazla karıştırmadan hocayla sohbete dalıyoruz. Şans bu ya hocam da Boğaziçi isteğimin tek destekçisi, "E hocam" diyor babama, garanti babam içinden hocam kelimesine küfrediyor ve "Hangi cam?" diyor ama bozuntuya vermiyor (gençlere kitlesel mesaj sakın ha!.. hocamız demeyin hele hele babamın yanında ya da ben gibi sinir olduğunuz hocalardan bahsederken özellikle diyebilirsiniz "Hangi camız?" demesi büyük haz veriyor çünkü) "Boğaziçi'ni kazanırsa ne yapacaksınız?" Bak normal baba asla şu cümleyi sınava girmek üzere olan kızına kurmaz ben diyim ha
"İnşallah kazanamaz." (laaaaan küfretmeyin babama valla kırarım kafanızı baaaak bilip bilmeden ne diyor adam hakkında, bekle bekle sabırsız) 
He yavrum he sizin gibi hocam da şok "Nası yani?" diyor babam da "Hocam bu kız ben ne desem tersini yapar manyaktır biraz ondan öyle dedim." dedi (garanti o cümle de hocam hitabı yok ve manyak yerine gerizekalı, deli falan da gelebilir hafızam o kadar iyi değil) Tabi kahkahalar ata ata girdim sınava, adam beni biliyor abi.

Öss sonuçları ben uyurken açıklanmış ve en yakın arkadaşım bakmış sonuçlara anneme söylemiş annem de demiş ki "Boğaziçi oldu demeyelim tıp oldu diyelim bakalım napıcak?" anneye bak anneye vicdansız pislik Allah'tan arkadaşım beni görünce sevinçten çığlık atarak Boğaziçi olduğunu haber verdi. Neyse ben babamın yanına haberi vermeye gidiyorum bu arada anneme de babama da yıllardır sorarım "Anne/Baba milletin annesi/babası oğlunun veya kızının bir şeyler olmasını istiyor, siz benim ne olmamı istıyorsunuz?" ya cevap alamam ya da sen ne olmak istiyorsan onu olmanı istiyoruz cevabını alırım neyse babammın yanına gittim "BABAAA" diyerek boynuna sarıldım "Boğaziçi olmuş." dedim, şimdi sakin ol ve o elini boynumdan çek dercesine beni koltuğa oturttu ve "Kızım hani sen bana sormuştun ya ne olmamı istersin baba diye" dedi, "Evet." dedim. "Ankara hukuk oluyup savcı olmanı isterdim." dedi. BAK SAYISAL OKUMUŞUM SINAVA GİRMİŞİM SONUÇLAR AÇIKLANMIŞ İSTEDİĞİM YER OLMUŞ BANA DEDİĞİNE BAK. "Baba" dedim "Savcı ne iş yapıyor?" "Cinayet minayet soruşturuyor."dedi. "İyi de baba bunu neden daha önce demedin?" dedim "Ben önceden desem sen bir yolunu bulur yine girerdin." dedi, adam babam tabi...

Heee bi önceki paragrafın sonunu buna uysun diye değiştirdim, okuyan beni biliyor abi.

7 Nisan 2012 Cumartesi

Ön yargısız olmuyor

Üniversiteye ilk gelmişsiniz, herkes hakkında içinizden tahminler yürütüyorsunuz, tabi bunlar tutunca "Ben seni ilk gördüğümde demiştim bu böyledir diye." deyip övünüyorsunuz (evet bu cümleyi kafanızı sallayarak okuduğunuzu biliyorum) kimse de çıkıp demiyor ki onlarda ön yargı (hdkjahsjk ciddi bir konuya el atıyorum sanırım neyse dur bakalım.)
"Erkeklerin en büyüğü benimdir, kızların en büyüğü de şu kız olsa gerek" diye geçirmiş hazırlıktaki arkadaşım içinden. Kendisini bildiğinden kendisi hakkındaki yorumu yanlış değil ama benim hakkındaki yorumu yanlış çıkınca ön yargının komedi halini bu yazıda işleceğiz. (şaka lan şaka ders mi işliyoruz gına geldi onlardan zaten) 
İngilizceden nefret ettiğimi bir yerlerde söylemiştim neyse geri dönüp okumanızı gerektiren bir şey değil, doğal olarak beginner kurunda başladım hazırlığa. İlk gün olunca kendimizi tanıtıyoruz hayliyle My name is cart curt gibisinden. (çok konuşma dili bir yazıya döndü bu seferde neyse hala gideri var gibi) 
Sıra bana geldi "My name is Seçil, i'm sixteen years old." dedim eğer birinin zamanı durdurup düşünceleri okuma yeteneği olsaydı (aşırı yetenekli olurdu jkahsjl) Neyse konumuz o sırada neleri okuyacağı saptırma konuyu kız.

"Abi daha 18 ile 16'yı ayırt edemiyor ya yuh amk."
"26 diyecekti sanırım."
"18'le mi karıştırdı acaba yok ya salladı garanti."
"Uyuduğu zamanları yaşına katmamış olsa gerek."

Evet herkesin aklından bu tarz düşünceler geçerken biz zamanın ilerlemesine izin veriyor ve hocanın "Eighteen or sixteen?" diye sormasına izin veriyoruz. Benim "Valla 16 hocam." diye Türkçe cevaplamamın herkesi güldürmesi beklenirken, beklentiler suya düşüyor ve herkes şok oluyor.

20 yaş ve üstü bir partiye bu sene 20 yaşında olmama rağmen kaçak giren ben 16 yaşında partilere girerken kimlik kontrolüne gerek duyulmadan çok içeri alınmıştım. Ben hariç herkese kimlik sormaları evrenden bir mesajdı sanki bir başka mesaj ise akbilimde 90'lı yazmasıydı, "Abi kimliği unutmuşum ama akbilsiz olmuyor İstanbul'da" diyerek akbili sadece otobüs girişlerinde değil başka girişlerde de kullandığım doğrudur.

3 Nisan 2012 Salı

Anormal olan çözüm değildi

Televizyonda bir haber "Kürt sorununa çözüm bulundu." Aç dedim sesini babama aç aç (yalan lan neden böyle bir şey diyeyim o kadar manyaklaşmadım daha durun.) Adam neyin nesiydi bilmiyorum ama bi yerin Akp temsilcisi. Çözüm şu: Herkes 3 tane kürt kuma alırsa türkleşirlermiş. Çekirdek yiyorum tüh dedim tükürdüm. (yalan lan) 
Ankara'da yaşayan normal bir aile olsak tepkimiz;
"Gerizekalı la bu!" olurdu.
Paris'te yaşayan normal bir aile olsak tepkimiz;
"Türk değil mi işte" olurdu.
Göteborg'da yaşayan normal bir aile olsak tepkimiz;
"Göte gelecek bu adam" olurdu.
Survivor'da yaşayan normal bir aile olsak tepkimiz;
"Ben ülkemi içindeki bu mallarla özledim." olurdu.
Ama biz oralarda yaşayan NORMAL bir aile olamayınca;
"Bu adam yeteneksizsinize katılsa 3 Evet'le yollardık" dememe kalmadan
"Bekir şöyle eli iş gören iki üç kuma getirsen de şu ev işlerini yapsalar. Ben de paşalar gibi şu köşe de otursam." dedi annem
"Ben anlamam hanım." dedi babam "Sen bul ben getireyim."
Düşünsene hem kürt sorununu çözücez beraber hem paşalar gibi keyfimiz olacak, hayat bize güzel lan.
Eğer kocam olacak o herif bu yazıyı okuyorsa bende kuma istiyorum yoksa sen yaparsın tüm ev işlerini diyeyim ha bak işte buraya yazıyorum. EVLENEMEDİ

23 Mart 2012 Cuma

Salladığama da inanmazsınız siz şimdi

     Sallama kabiliyeti herkeste var ama tutturma kabiliyeti kimisinde var. Ben iki şıkka indirdikten sonra sallarsam %88 yanlışı işaretlerim (evet belki hatırlayanlarınız vardır https://twitter.com/#!/dogalselection/status/140451180554878976 bu tweetimi diye giyorum ki o sadece paradoks yaratmak içindi, tamam genelde yüzdeyi uydurduğun bilgiye verdiğinde doğru ama aaaay konuştukça batıyorum en iyi şu parantezi kapatayım ben yavaştan.) Eğer şıkları indirmemişsem süper sallarım. "Bilemediğin sorunun cevabı C'dir." tezi kulağımda çınladığında garanti işaretlerim ve tutar. Geometri sınavında 25 soruyu nasıl sorduysa artık hoca, en az boş bırakan insanların 6 boşu var, hocanın okuduktan sonra bana "Seçil senin nasıl bir sallama kabiliyetin var? Son 6 soruya kalem dokundurmamışsın, 3'ünü tutturmuşsun, şurada 12 tane sallayan var 2'sini tutturabilmiş." dediğini hiç unutmam. Fizik 2'yi bir kere fulledim o da ilk denemelerimizden birinde Fizik 2'den hiçbir konu görmediğimizdeydi. Gördükçe Fizik kabiliyetimi yitirdim. Coğrafya'dan ilk denememde sallamayla 1 yanlışım vardı, tamam istatisliklere devam etmiyorum şakalı komikli sallama hikayelerime geçeyim.
     Hazırlıktayız kelime sınavı olacağız, 600 tane bilmediğim kelime var 40'ı çıkacak nerede bizde o şans ezberlediklerimizden çıksın. Sınavda ben kağıda bakıyorum kağıt bana evet bu durumu İngilizce sınavlarında hep yaşarım. Neyse önümde kelimeler bana bakıyorlar hatırladıklarımı yaptım tabi. "Source" diye bir kelime var bi yerlerden bir şeyler bulup sallayacağım garanti. O sırada Denizlili bir arkadaş hocaya soru sordu benim aklıma Denizli'de yaptığımız maçlar aklıma geldi, hepimizin deli gibi pişmaniye yediği, o ağzı burnu batık halimize gülerken ortalığı mahvettiğimiz komikli şeyler geldi, ta ki Afyon kaymağının aklıma düşmesine kadar. Yine ağzım sulandı ya. Neyse dedim "kaymak" yazayım ben bu kelimeye de, evet tahmin ettiğiniz üzere hoca yazımı kaynak olarak algılayıp bana efsanevi bir sallama hikayesi verdi.
     Denemede Coğrafya sorularındayım (bakın Coğrafyamla dalga geçeni bu hikayemle dövüyorum. cidden dalga geçmeyin yaaaa =( ) Dünya haritasında 5 bölge var ve soru hangisine daha çok yağmur yağdığı.
1---> Rusya tarafları falan
2---> İngiltere'nin oralarda
3---> Ekvator
4---> Güney Amerika civarları
5---> Japonya
Ben baktım geri zekalı mısınız olum, ekvatora yağmur mu yağar hiç dedim ve C şıkkının üstünü çizdim. Dedim Pearl Harbor savaşında yağmur nedeniyle uçaklar çarpışmıştı sanki, öyle bir şey hatırlıyorum e bu Japonyaya çok yağmur yağıyor herhalde dedim ve E şıkkını işaretledim (gülmeyin laaan) Evet birincisi Ekvatorda Amazon ormanları varmış yani koskoca Amazon ormanları Ekvatordaymış yuh ya. İkincisi o savaş Amerika'da olmuş ya nasıl bilgilerle doluysam hepsi uyduruk. Ama cevabım doğru çıkınca ben siz kadar şaşırmadım doğrusu. Bir sonraki gün dershaneye gittiğimde Ahmet hoca ile sohbet ederken 3 kişi geldi bu soruyu sordu, "Sen ne yaptın Seçil?" diyerek açtı kitapçığımı "Bakın sayısalcı kız bile biliyor tam o bölgede çöl olduğunu hiç tereddüt etmeden üstünü çizmiş ve Japonyayı işaretlemiş gördünüz mü?" dedi. Ben onlar gidince anlattım olayı "Sakın kimseye söyleme." dedi koptu tabi şu an sizin koptuğunuz gibi.
     Yazımı da üzücü sallamasyon olayımla bitireyim bari ondan beridir sallamıyorum. (yuh bu kadar da acıklı değil abartma) Öss'de ben sallayacağım diyorum rehberlik hocam yok pişman olursun sallama "Hocam!" dedim "Sallamazsam pişman olacağım." O gün bir buçuk saat konuştukları sınavda son 45 dakika boyunca beynim tarafından seslendirildi ve ben o 4 soruyu sallamadım. Ama kitapçıkta atılı bir halde duruyor. Sallamadığım sorulara baktım ilk ve 4'ü de doğruydu, iyi ki istediğim üniversite oldu yoksa rehberlikçiyi ne kadar sevsem de bu hayatım boyunca ona küfretmemin önüne geçemeyebilirdi. Ama durum o kadar iyi de değil o soruları sallamış olsaydım şimdi Tubitak bursu alıyordum, ayda 500 lira. Ve buda 25 kavanoz bal ederdi aylık, "Nası bi şans bu kızım götüne bal mı sürüyorsun?" diyenlere bi cevabım olurdu (hani hüzünlü biticekti hikaye hem küfürlü hem komiğimsi oldu ya bu)

22 Mart 2012 Perşembe

Ben ilkokuldayken kızlar döverdi

     Bu sefer başlıktan kaybettim sanırım inancınızı, tamam erkeklerde döverdi ama, ya tamam tamam bir kere oldu, devamı da geldi ama sayılmaz mı? Off neyse ben olayı anlatayım en iyisi böyle inandıramayacağım. Fen hocasının kızı kendini bir şey sanıp bizim voleybol takımındaki arkadaşımıza "Orospu" demiş. Bizde takımca toplandık gittik. "Sen böyle böyle yapmışsın, orospu demişsin?" Ama gitmemizdeki tek neden orospu demesi değil, kendinin orospu olması (bu yazıyı okumuyordur nasılsa diye yazmıyorum okuyor olsa da yazarım bilinen gerçeklerdi bunlar :D detay vermek istemiyorum, anlarsınız ki (yemişim ya kız hocaya soru sorucam diye masaya kitabı koyar, eğilirdi bizim bile altına baktığımız olurdu) ) "Evet dedim." diyor bide orospu neyine güveniyorsa biz 8 kişi falanız (öğle yemeğinde olanlar vardı kaç kişiydik hatırlamıyorum) onlar 3 kişi. Blogumun bundan sonra da baş karakter olarak rastayacağınız en yakın arkadaşım olan Seval "Sensin asıl orospu" dedi ve çıkarttı tokatı. "Çok erken geldi tokat yaaa" der gibisiniz, saçmalamayın olum! Ortada neden var, daha ne bekleyelim. Neyse bu orospu gitmiş bizi ispitlemiş, başka küfürlerde verebilirdim karakterimize ama bu yakıştı gibi. Diğer Fen hocası vardı, bir odası vardı ki laboratuvarda pencere falan yok, ışığı kapatıp dövüyordu, bazı öğrencileri çağırıp yani öyle bir dedikodu vardı en azından. Bizimkilerden Seval, Hanife ve birini çağırmıştı, kimdi hatırlayamıyorum. Kapının önünde sıçtık diye bekliyoruz, anlatmalarına izin vermiş Allah'tan, diğer kızları çağırmış, böyle böyle mi oldu demiş, onlar da onaylayınca bi tokat da hocadan yemiş orospu ama hak etmişti biliyorsunuz dsajkaslşk
     O gün günlerden Perşembeydi. "Yuh! Nası hatırlıyorsun? Olum ne biçim biri bu?" dediğinizi duyuyorum ve aldırmıyorum demeyeceğim çünkü hafızam leş ötesidir. Az önce yukarıdaki üçüncü kişiyi hatırlayamadığımdan belli değil mi? Hatırlıyorum çünkü Kurtlar Vadisi biz 8. sınıftayken çıkmıştı ve başlarda eğlenceli ilginç güzel bir filmdi o. Akşam tabi ki izledik ailecek Aslan bey ve Çakır hayranıydık. İşte o gün Çakır ölmüştü oradan hatırlıyorum hangi gün olduğunu.
     Sabah Türkçeci (üzgünüm ama hala içimden böyle demek geliyor ona) kaldırdı bizi ayağa, "Kızlar siz ne yaptınız?" dedi anaaaaam tabi sizin bizim sınıfta 8 voleybolcu kız olduğundan haberiniz yok o yüzden bizim sınıfta çekiliyor azar, yoksa hocanın gözbebeği falan değil (!) Biz daha bir şey anlatamadan üzerimize geliyor güzel cümleleri ile ki zaten her gün sabah bize voleybolu bırakmamız için en az 5 dakika azarlardı. Neymiş ikişer saatten 4 saat voleybol oynuyormuşuz bir de yorgun düşüyormuşuz çalışamıyormuşuz maçlar da cabasıymış. Öğretmen lisesini kazandığımızda tebrik etmeyip voleybol oynamasaydınız fen lisesini kazanırdınız diyen sınıf öğretmenimizdi, severdik ama bazen, o kadar da kötü değildi hakkını yemeyeyim şimdi.
"Çete mi oldunuz şimdi de başımıza?" dedi ve beklediğiniz sessizlik  bu sorudan değil "Aaa duymadınız mı hocam? Dün Çakır öldü, yeri boş kalmasın dedik" cevabını veren Hanife'nin susmasından kaynaklandı. Sonra bu çete bir olup birine dalmadık ama hayallere daldık birincilikler kazanıp. Ayrı ayrı birilerine daldığımız da dedikodu değil, toplaşıp dalınacak birini bulamadık sanırım. Dur ya bi eski sevgili bulunur nasılsa en piçinden biz en iyisi toplayalım şu konseyi en yakın zamanda.

20 Mart 2012 Salı

Hırsız altını çalar biz de zili

     Olacakları zaten söylemişim heyecanı kaçmış yaaaa siliyim bari o başlığı (e onları silersen bunları da siliceksin canım ben seni biliyorum üşenir silmezsin sen şimdi bunları) Saat ikide bizim bahçenin önünde buluşalım dedik okey mi oynayacaktık pis yedili mi blöf mü n'apacaktık acaba? Seval ile Fatma geldi dirgit yapıp yemeyi mi düşünüyorduk ki (neyse bunlar konumuz değil.) Sevallerle evlerimiz bitişiktir mutfaklarından tencere takırtıları geldi annem "Seval annenler babannenlerde değiller mi abin mi var yoksa evde" dedi (off gerizekalısın seçil söyledin hırsız olduğunu heyecanı nerenden yaratacaksın acaba offff offf) 
"Hayır." dedi Seval "Abim baraja gidecekti." (sorgulamayın olum ne yapacaktı bende hatırlamıyorum işte.)
Bakmak için eve gidiyoruz ve o sırada annem ile Fatma alt kattaki yüzü dövmeli hırsızı görmüşler. Kapının önüne geldiğimizde "Bide hırsız oluyormuş kapıyı açıyormuş." diyen geri zekalı benim. "Saçmalama salak." diyende zili çalan Sevalim. Merdivenden alelacele inen hırsız hızını alamayıp dış kapıya çarpınca çıkan "Güm!" sesi kalbimizin sesi ile yarışı başlattı. Arka duvardan atladılar kaçıyorlar bizde salak gibi peşlerinden koşuyoruz. Onca korku filmi tecrübesi olan Seval ve benim neden böyle hareket ettiğimiz çözülemedi. Hep kızarız o korku filmlerindeki o geri zekalı baş rol oyuncularına "Neden şunu yapmadınız bunu yapmadınız bu kadar mı malsınız?" diye ama yakalasak ne yapacağız, bıçakları var mı yok mu diye sorgulamadan koşan o aptal baş karakterlere döndüğümüzü "Emine deyzeeeeee önünü kes şu adamlarııııııııın!!!" diye bağırırken bile anlayamamıştık. Neyse ki adamlar iyi koşuyorlardı ve Emine Teyze de "Açaydım kollarımı gitme diyeydim." demedi de başımıza başka maceralar çıkmadı. (ben silemez dedim dedim inanmadınız bana bak ne oldu şimdi?)